DOF Robotik Analist Toplantısı Notları (2025/9)
Dof Robotics, finansal sonuçlarının açıklanmasının ardından bir analist toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda şirketin yeni iş ilişkileri, uzun vadeli gelir yapısı ve hedefleri ele alındı.

Dof Robotics ve İş Modeli
DOF Robotics, Ar-Ge odaklı robotik eğlence teknolojileri geliştiren ve gelirlerinin %90’ından fazlasını ihracatla elde eden küresel bir teknoloji şirketi olarak konumlanıyor. Şirket, ürün ve teknoloji ihracatını 60’tan fazla ülkeye gerçekleştirirken, ana ihracat pazarı konumundaki ABD tek başına toplam ihracat gelirlerinin %35’ini oluşturuyor. Türkiye, ABD ve Hollanda’daki üretim ve montaj tesisleri, Fransa, İngiltere ve Avustralya’daki temsilciliklerle desteklenerek şirketin küresel satış ve hizmet organizasyonunu güçlendirmekte. DOF Robotics; Monster Jam, Angry Birds, Smurfs ve Transformers gibi dünya çapında bilinirliğe sahip markalarla lisans anlaşmaları yürütüyor. Özellikle Hasbro’nun lisanslı markası Transformers ile yürütülen işbirliği, DOF Robotics’in eğlence teknolojileri ekosistemindeki görünürlüğünü artırırken, bu ortaklığın ilerleyen dönemde yeni projelere genişleme potansiyeli taşıması şirket açısından stratejik bir fırsat olarak görülüyor.
Şirket, yalnızca robotik ürün geliştiren bir üretici olmanın ötesine geçerek, NeoPlanet markasıyla lokasyon bazlı eğlence (LBE) işletmeciliğini yeni bir büyüme ekseni olarak konumlandırıyor. Bu kapsamda İstanbul ve Kapadokya’daki projelerin kurulum çalışmaları sürerken, Antalya’daki tesisin aralık ayı başında faaliyete geçmesi hedefleniyor.
DOF Robotics, ürün satışının yanı sıra gelir paylaşım modeli ile de faaliyet gösteriyor. Şirket; ABD, Dubai ve Şili’de uyguladığı bu modelde, ilgili tesislerden elde edilen gelirleri işletici ortaklarla çoğunlukla yarı yarıya paylaşıyor.
Yeni İş İlişkileri
Toplantıda öne çıkan en önemli başlıklardan biri, Oklahoma Science Museum ile yapılan stratejik anlaşma oldu. 2026 yılının ortasında hayata geçirilmesi planlanan proje, müze içerisinde gelişmiş robotik sistemler ve artırılmış gerçeklik tabanlı uzay temalı etkileşimli deneyim alanlarının kurulmasını kapsıyor. DOF Robotics, bu projeyi tekil bir iş olarak değil, küresel müzecilik ve bilim merkezleri pazarına giriş kapısı olarak değerlendiriyor. Dünya genelinde 5.000’den fazla bilim merkezi bulunurken, bu merkezlerin ziyaretçi sayılarının her yıl yaklaşık %50 oranında artması, pazarın ölçeklenebilirliğini ve şirket için uzun vadeli fırsat boyutunu ortaya koyuyor. Oklahoma projesinin başarıyla tamamlanması, DOF Robotics’e uluslararası arenada güçlü bir referans sağlayarak benzer projelerin önünü açabilecek stratejik bir eşik olarak görülüyor. Bu segmentte EBITDA marjlarının %65–70 seviyelerinde olduğu belirtildi. Ayrıca şirketin cruise sektörüne MSC’ye gerçekleştirdiği ilk teslimatla giriş yapması ve diğer cruise gemileriyle devam eden görüşmeler, DOF Robotics’in daha önce faaliyet göstermediği ancak yüksek büyüme potansiyeli barındıran bu segmente adım attığını gösteren önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Finansal Yapı ve Uzun Vadeli Hedefler
Finansal tarafta şirketin borçlanma politikası temkinli bir yapı sergiliyor. Halka arz öncesinde kullanılan kredilerin önemli kısmı EXIM kaynaklı olup, borçlanma maliyetleri %4–5 bandında şekilleniyor. TL bazlı borç yükünün büyük kısmının kapatılmasıyla birlikte bilanço yapısı döviz gelirleriyle uyumlu, kur riskinin minimize edildiği sağlıklı bir konuma taşınmış durumda.
Şirket, uzun vadeli hedefleri doğrultusunda tekrarlayan gelirlerin önümüzdeki beş yıl içinde mevcut %4–5 seviyesinden çıkarak çift haneli oranlara ulaşmasını bekliyor ve büyümenin ağırlıklı olarak işletme gelirlerinden besleneceğini öngörüyor. Bu kapsamda DOF Robotics, gelir kompozisyonunu dönüştürmeyi stratejik bir öncelik hâline getirmiş durumda. Yönetim, 2034 yılı itibarıyla gelirlerin %50’sinin ürün satışlarından, kalan %50’sinin ise işletme gelirlerinden elde edilmesini hedefliyor. Şirketin bu dönüşüme odaklanmasının temel nedeni, işletme gelirlerinde EBITDA marjının %55’in üzerinde gerçekleşmesi ve bu yatırımların 24–36 ay gibi görece kısa bir geri dönüş süresine sahip olması olarak ifade edildi.



