Akbank Analist Toplantısı Notları (2026/9)
Akbank, 2026 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarının ardından bir analist toplantısı düzenledi. Toplantıda net faiz marjındaki toparlanmanın seyri, yıl sonu kârlılık beklentileri, bireysel kredilerdeki aktif kalitesi baskısı ve fon krizinin bankaya olası etkileri ele alındı.

Net Faiz Marjı ve Kârlılık
Yönetim, net faiz marjında üçüncü çeyreğin dip seviye olduğunu ve eylül sonundan itibaren toparlanma görüldüğünü belirtti. Sunumda yıllık %3,2–3,5 net faiz marjı ve %23–25 özkaynak kârlılığı hedefleri yer almaya devam ederken, soru-cevap bölümünde bu hedeflere ilişkin daha temkinli bir değerlendirme paylaşıldı. Yıllık marjın hedef aralığının bir miktar altında kalabileceği, özkaynak kârlılığı hedefine yaklaşmanın ise zor olacağı ifade edildi. Yeni bir sayısal hedef aralığı açıklanmadı.
Üçüncü çeyrekte konsolide net kâr, önceki çeyreğe göre %24 azalarak 11,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Rekabet Kurulu cezasına ilişkin 1,7 milyar TL karşılık hariç tutulduğunda net kâr 13,3 milyar TL, çeyreklik gerileme ise %12 oldu. İlk dokuz ayda net kâr yıllık %18 artışla 45,9 milyar TL’ye ulaştı. Aynı dönemde özkaynak kârlılığı %19,4, ceza karşılığı hariç %20,1 olarak gerçekleşti.
Swap giderleri dâhil net faiz marjı, ikinci çeyrekteki %3,0 seviyesinden üçüncü çeyrekte %2,2’ye geriledi. Karşılaştırmada TÜFE’ye endeksli tahviller için kullanılan enflasyon varsayımındaki değişim de etkili oldu. İkinci çeyrekte %30 olan varsayım, üçüncü çeyrekte %29,5’e indirildi. Her iki çeyrek aynı enflasyon varsayımıyla değerlendirildiğinde marj %2,68’den %2,26’ya geriledi ve düşüş 42 baz puanla sınırlı kaldı. Dokuz aylık birikimli marj ise %2,8 oldu.
Yönetim, ekimin ilk üç haftasında çeyreklik marjın yıllık hedef aralığına ulaştığını, ancak bunun birikimli yıl sonu gerçekleşmesiyle karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Mevduat maliyetlerindeki düşüşün son çeyreği desteklemesi beklenirken kredi getirilerinin korunması ve kredi büyüme sınırlarına uyum da öncelikler arasında yer aldı. Aralık ayında olası bir faiz indiriminin, yıl sonuna kalan sürenin kısalığı nedeniyle 2026 sonuçlarına katkısının sınırlı olacağı belirtildi.
Kredi ve Menkul Kıymet Portföyü
Banka, kredi büyümesinde pazar payından önce risk ve getiri dengesini gözettiğini aktardı. TL krediler yıl başından bu yana %20,6 artarak 1,53 trilyon TL’ye, yabancı para krediler dolar bazında %8,2 artarak 14,6 milyar dolara ulaştı. TL kredi büyümesinde ticari krediler öne çıktı. Ticari kredilerin toplam kredi portföyündeki payı, 2025 sonundaki %61 seviyesinden %64’e yükseldi.
Aktif kompozisyonunda kredilerin ağırlığı artırılmaya devam edildi. TL kredilerin TL aktifler içindeki payı, 2024 sonundaki %52 seviyesinden %60’a çıktı. TL menkul kıymet portföyünde sabit faizli kıymetlerin payı ise 2025 sonundaki %29’dan %25’e geriledi. Yönetim, fonlama maliyetinin altında getiri sağlayan eski menkul kıymetlerin 2027’deki itfalarının, daha yüksek getirili varlıklara yönelme imkânı yaratacağını belirtti. Bu katkının özellikle 2027’nin ikinci yarısından itibaren belirginleşmesi bekleniyor.
Faiz indirimlerinin hızına ilişkin belirsizlik nedeniyle kredi vadelerinde dengeli yaklaşım sürdürüldü. Yönetim, vade uyumsuzluğunu artırmak için dezenflasyon ve faiz indirimi sürecinde daha fazla görünürlüğe ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Fonlama tarafında mevduat 2,64 trilyon TL’ye ulaşırken düşük maliyetli ve istikrarlı müşteri mevduatının TL vadeli mevduat içindeki payı %58 olarak gerçekleşti.
Ücret Gelirleri ve Giderler
İlk dokuz ayda net ücret ve komisyon gelirleri yıllık %23,4 artışla 106,5 milyar TL’ye ulaştı. Ekonomik aktivitedeki yavaşlama, özellikle ödeme sistemleri ve kredi bağlantılı komisyonların büyümesini sınırladı. Buna karşılık varlık yönetimi gelirlerindeki %60, bankasürans gelirlerindeki %35 ve para transferi gelirlerindeki %44 artış, gelir tabanını destekledi.
Faaliyet giderleri aynı dönemde %35,4 artışla 112,1 milyar TL oldu. Ücret ve komisyon gelirlerinin faaliyet giderlerini karşılama oranı üçüncü çeyrekte %97, ilk dokuz ayda %95 olarak gerçekleşti. Yönetim, bu oranı %100 civarında tutma yönündeki stratejik hedefini koruduğunu belirtti. Otomasyon, yapay zekâ ve süreç iyileştirmeleriyle verimlilik artışının sürdürülmesi planlanıyor.
Aktif Kalitesi
Aktif kalitesi üzerindeki baskı ağırlıklı olarak bireysel kredilerde devam etti. Takipteki kredi oranı, 2025 sonundaki %3,4 seviyesinden %3,7’ye yükseldi. Ticari kredilerde bu oran %2,5 olurken bireysel kredilerde %5,2, kredi kartlarında %5,6 olarak gerçekleşti. İkinci aşama kredilerin toplam brüt kredilere oranı %8,2, yeniden yapılandırılan kredilerin payı ise %3,9 oldu.
Banka, özel bankaların takipteki kredi stoku içindeki payının yıl başından bu yana 210 baz puan gerilediğini ve tüm segmentlerde takipteki kredi pazar payının ilgili kredi pazar payının altında kaldığını vurguladı. Takipteki kredilerin karşılık oranı %65,2, ikinci ve üçüncü aşama kredilerin birlikte karşılık oranı %26,7 olarak gerçekleşti.
Kur etkisi hariç net kredi maliyeti, ilk dokuz ayda 189 baz puan oldu. Üçüncü çeyrekte yapılan model güncellemesi, dokuz aylık kredi maliyetini 20 baz puan aşağı çekti. Yönetim, bu olumlu etki hariç tutulduğunda da kredi maliyetinin yıl için öngörülen 200 baz puan civarındaki beklentiyle uyumlu seyrettiğini belirtti. Yüksek faizlerin uzun süre korunması ve iç talebin zayıflaması nedeniyle kredi seçiminde ihtiyatlı yaklaşımın sürdürüleceği aktarıldı.
Fon Tasfiyelerinin Etkisi
Yönetim, Ak Portföy’ün yönettiği fon büyüklüğünün genel olarak istikrarlı seyrettiğini ve banka mevduatına bir miktar giriş gözlendiğini belirtti.
Kredi portföyüne ilişkin ilk incelemede, tasfiye kapsamındaki fonlara yatırım yaptığı tespit edilen kredi müşterilerinden kaynaklanabilecek etkinin sınırlı olduğu ifade edildi. Toplantı tarihi itibarıyla aktif kalitesinde bu kaynaklı belirgin bir bozulma sinyali görülmediği aktarıldı. Bununla birlikte, müşterilerin başka bankalar veya kanallar üzerinden yaptığı yatırımların da bulunabileceği ve tasfiye süreci devam ettiği için incelemelerin sürdürüldüğü vurgulandı.
Şirket tahvillerinin refinansmanına yönelik kredi büyüme sınırı istisnalarının yeni kredi fırsatları yaratabileceği, ancak bankanın bu alanda da seçici davranacağı belirtildi.
Sermaye ve 2027 Görünümü
Sermaye yeterlilik oranı %16,7, ana sermaye oranı %13,3 ve çekirdek sermaye oranı %11,2 olarak gerçekleşti. Yönetim, risk ağırlıklı varlıkların yönetimi kapsamında kurumsal kredi derecelendirmelerini, teminat yapısını ve teminat değerlemelerini düzenli olarak gözden geçirdiğini aktardı. Kârlılığın toparlanması yoluyla yaratılacak iç kaynakların, 2027’de büyümeyi desteklemesi hedefleniyor.
Soru-cevap bölümünde, kredi riskinin hesaplanmasında içsel derecelendirmeye dayalı yaklaşıma geçiş için BDDK onay sürecinde son aşamalara gelindiği belirtildi. Yönetim, sürecin 2027’nin ilk yarısında tamamlanmasını ve geçişin sermaye oranlarına yaklaşık 2 yüzde puan katkı sağlamasını bekliyor. Söz konusu katkı mevcut sermaye oranlarına dâhil değil ve onay sürecinin tamamlanmasına bağlı.
2027’ye ilişkin ilk değerlendirmelerde dezenflasyonun ve faiz indirimlerinin daha yavaş bir hızla devam edeceği öngörüldü. Kredi büyüme sınırlarında geniş kapsamlı bir değişiklik beklenmediği, seçici düzenlemelerin gündeme gelebileceği ifade edildi. Marj toparlanmasının, kademeli fonlama maliyeti düşüşü ve eski menkul kıymetlerin itfalarıyla desteklenmesi bekleniyor.


