•Şirket Notları

Garanti BBVA Analist Toplantısı Notları (2026/9)

Garanti BBVA, 2026 yılı üçüncü çeyrek finansal sonuçlarının ardından bir analist toplantısı düzenledi. Toplantıda net faiz marjındaki toparlanma, bireysel krediler ve KOBİ segmentindeki aktif kalitesi baskısı, gider yönetimi ve yıl sonu beklentileri ele alındı.

Kârlılık ve Net Faiz Marjı

Yönetim, üçüncü çeyrekte güçlenen net faiz marjındaki iyileşmenin dördüncü çeyrekte de devam ettiğini belirtti. Mevduat maliyetlerinin gerilemesi ve kredi portföyünün yeniden fiyatlanması toparlanmayı desteklerken, artan faiz ve ücret gelirleri kredi riski maliyetindeki yükselişi dengeledi.

Bankanın konsolide net kârı üçüncü çeyrekte önceki çeyreğe göre %10 artarak 33,8 milyar TL’ye ulaştı. İlk dokuz aylık net kâr yıllık %16 artışla 98,2 milyar TL, özkaynak kârlılığı ise %27,5 oldu.

Swap maliyetleri dahil net faiz marjı, üçüncü çeyrekte 85 baz puan artarak %6,3’e yükseldi. İlk dokuz aylık marj %6 seviyesinde gerçekleşirken, geçen yılın aynı dönemine göre 97 baz puanlık iyileşme kaydedildi. Swap maliyetleri dahil net faiz geliri çeyreklik %26 artışla 71,5 milyar TL’ye ulaştı.

Yönetim, ağustos sonundaki parasal gevşemenin mevduat fiyatlamasına hızlı biçimde yansıtıldığını, kredi getirilerinin de portföyün yeniden fiyatlanmasıyla yükselmeye devam ettiğini aktardı. TÜFE’ye endeksli tahvillerin değerlemesinde kullanılan enflasyon varsayımı %27’den %29’a çıkarıldı.

Dördüncü çeyrekte mevduat maliyetlerindeki düşüşün sürmesiyle TL kredi-mevduat faiz farkının üçüncü çeyrek sonuna göre genişlediği belirtildi. Bu görünümle bankanın yıl başında paylaştığı yaklaşık 75 baz puanlık yıllık marj artışı beklentisine ulaşabilecek konumda olduğu, faiz gelişmelerine bağlı olarak beklentinin üzerinde gerçekleşme ihtimali bulunduğu ifade edildi.

Kredi Büyümesi ve Portföy Dağılımı

Toplam aktifler 5,6 trilyon TL’ye, kredilerin aktifler içindeki payı yaklaşık %56’ya ulaştı. TL canlı kredi portföyü 2,1 trilyon TL seviyesinde gerçekleşti. Bankanın özel mevduat bankaları arasındaki TL kredi pazar payı, ikinci çeyrekteki %21,6’dan %22,4’e yükseldi.

Üçüncü çeyrekte ticari bankacılık kredileri büyümede öne çıkarken, tüketici kredileri ve kredi kartlarında da pazar payı kazanımları devam etti. Yönetim, bireysel krediler ve kartların portföy içindeki ağırlığının artmasının kredi riski maliyetini yükselttiğini; buna karşılık bu ürünlerin faiz marjı ve komisyon gelirlerinin de daha yüksek olduğunu belirtti. Kredi büyümesinin değerlendirilmesinde risk maliyetiyle birlikte müşteri ilişkisinden elde edilen toplam gelirin dikkate alındığı vurgulandı.

Banka, portföy dağılımını dengelemek amacıyla kurumsal ve ticari kredilerde büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi sürdürüyor. Bununla birlikte, yüksek faiz ortamında kredi talebinin sınırlı kaldığı ve bazı segmentlerde daha seçici davranıldığı aktarıldı. Yönetim, pazar payı kazanımlarının riske göre düzeltilmiş getiri disiplini içinde sürdürüleceğini belirtti.

Aktif Kalitesi

Yönetim, kredi riski maliyetinde henüz zirveye ulaşılmadığını, ancak zirveye yaklaşıldığını ifade etti. Yüksek faizlerin beklenenden uzun süre devam etmesinin aktif kalitesindeki normalleşmeyi geciktirdiği, önümüzdeki üç ayda bireysel müşteriler ve KOBİ’ler üzerindeki baskının sürebileceği belirtildi.

Takipteki krediler oranı, ikinci çeyrekteki %3,5’ten üçüncü çeyrekte %3,9’a yükseldi. Kur etkisi hariç net kredi riski maliyeti çeyreklik bazda 268 baz puandan 309 baz puana çıkarken, ilk dokuz aylık gerçekleşme 258 baz puan oldu. Artışta tüketici kredilerindeki takip girişlerinin yanı sıra karşılık iptallerinin önceki çeyreğe göre azalması etkili oldu.

İkinci aşama kredilerin toplam içindeki payı %14’e yükseldi. Yönetim, bu artışın ağırlıklı olarak kredi riskinde önemli artış tespit edilen kredilerden kaynaklandığını belirtti. Bu alt grubun %85’inde ödeme gecikmesi bulunmadığı, sınıflandırmanın bankanın erken risk tespiti yaklaşımını yansıttığı aktarıldı.

Aktif kalitesi baskısının kredi kartları, kredili mevduat hesapları ve KOBİ kredilerinde daha belirgin olduğu ifade edildi. Büyük kurumsal ve ticari müşterilerde benzer ölçüde bir bozulma gözlenmediği belirtildi. Ayrıca kredi büyümesinin geçmiş yıllara göre yavaşlamasının, sorunlu kredilerin toplam portföye oranı üzerindeki büyümeden kaynaklanan dengeleyici etkiyi azalttığına dikkat çekildi.

Yapılandırmaların bazı müşterilerde vadeyi uzatarak ödeme yükünü hafiflettiği, bazı müşterilerde ise ödeme güçlüğünün yeniden ortaya çıktığı aktarıldı. Önceki yapılandırma imkanlarının sona ermesi de ikinci ve üçüncü çeyrekte takip girişlerini etkiledi.

Fon piyasasında yaşanan gelişmelerin kredi kalitesine yansıması da toplantıda gündeme geldi. Yönetim, fonlarda kayıp yaşayan bireysel ve KOBİ müşterileri üzerinden henüz gözlemlenmiş bir olumsuz etki bulunmadığını, ancak bu gelişmelerin söz konusu segmentlerde ilave baskı yaratabileceğini belirtti.

Ücretler ve Gider Yönetimi

Net ücret ve komisyon gelirleri üçüncü çeyrekte önceki çeyreğe göre %5 artarak 50,4 milyar TL’ye ulaştı. İlk dokuz aylık gelirler yıllık %36 artışla 141,2 milyar TL oldu. Ödeme sistemleri temel katkıyı sağlamaya devam ederken, para transferleri, sigorta ve varlık yönetimi gelirlerinin katkısı da güçlendi.

İlk dokuz aylık faaliyet giderleri yıllık %38 artışla 167 milyar TL olarak gerçekleşti. Personel giderlerindeki artış %46, diğer giderlerdeki artış ise %34 oldu. Ücret ve komisyon gelirleri faaliyet giderlerinin %85’ini karşılarken, gider/gelir oranı %45,8 seviyesinde gerçekleşti.

Yönetim, özellikle personel dışı giderlerin yıl başındaki beklentilerden daha iyi seyrettiğini belirtti. Dış kaynak kullanımı, operasyonel süreçler, müşteri kazanımı ve pazarlama faaliyetlerinde verimlilik çalışmalarının sürdüğü; yapay zekâ uygulamalarının da bu çalışmaların bir parçası olduğu aktarıldı. Harcamaların sağladığı gelir ve verimlilik katkısının daha yakından ölçüldüğü, gider tarafında ilave iyileşme alanı bulunduğu ifade edildi.

Fonlama ve Sermaye

Müşteri mevduatları yaklaşık 3,6 trilyon TL’ye ulaşarak aktiflerin %65’ini oluşturdu. Yönetim, TL vadeli mevduattaki çeyreklik düşüşün ikinci çeyrekteki güçlü artışın ardından gerçekleşen bir normalleşme olduğunu, dönem ortalamaları üzerinden bakıldığında mevduat büyümesinin güçlü seyrettiğini belirtti.

Yabancı para mevduattaki artışın fonlama maliyeti ve likidite yönetimi tercihleriyle ilişkili olduğu aktarıldı. TL mevduat maliyetlerinin gerilemesiyle birlikte yabancı para mevduat seviyelerinin de normalleştiği ifade edildi. Bankanın önümüzdeki dönemde de fonlamada müşteri mevduatını temel kaynak olarak kullanmayı sürdüreceği vurgulandı.

Sermaye yeterlilik oranı %16,1, çekirdek sermaye yeterlilik oranı %12 oldu. Bankanın sermaye fazlası 169 milyar TL olarak açıklandı. Yaklaşık 9,9 milyar dolarlık dış borcun 4,3 milyar doları kısa vadeli olurken, yabancı para likidite tamponu 8,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Yönetim, risk ağırlıklı varlıkların yönetiminde menkul kıymetleştirme işlemleri ve teminat yapısının güçlendirilmesine odaklanıldığını belirtti. Yıl içinde sınırlı ölçekli işlemler gerçekleştirildiği, yeni menkul kıymetleştirme ve sentetik menkul kıymetleştirme fırsatlarının değerlendirilmeye devam edeceği aktarıldı.

Yıl Sonu Beklentileri

Yıl sonu enflasyon varsayımının %25’ten %30’a yükselmesi, bankanın reel kârlılık beklentisini etkiledi. Yönetim, yıl başında öngörülen orta tek haneli pozitif reel özkaynak kârlılığı hedefine artık ulaşılmasının beklenmediğini belirtti. Buna karşılık nominal özkaynak kârlılığı beklentisinin karşılanabilecek durumda olduğu ve mevcut kârlılık seviyelerinin sürdürülebileceği ifade edildi.

Kredi büyümesi ile ücret ve komisyon gelirlerinin beklentilerle uyumlu ilerlediği aktarıldı. Net kredi riski maliyetinin başlangıçta öngörülen 200–250 baz puan aralığının bir miktar üzerinde, faaliyet giderlerindeki artışın ise %45–50 aralığının altında gerçekleşmesi bekleniyor. Güçlenen faiz marjı ve gider disiplini, aktif kalitesinden kaynaklanan baskıyı dengeleyen unsurlar olarak öne çıktı.

2027 bütçesinin henüz tamamlanmadığı belirtilirken, ilk makro varsayımlar enflasyon için %25–30, faiz için %30–35 aralığında paylaşıldı. Bu aralıkların enerji fiyatları, jeopolitik gelişmeler, düzenlemeler ve ocak ayındaki ücret artışlarının hizmet enflasyonuna etkisi doğrultusunda netleşeceği ifade edildi.

Benzer haberler