Sektörel Görünüm - Şubat 2026 Sanayi Bülteni
PMI
✦ Ocak ayında İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verisi, aralık ayındaki 48,9 seviyesinden 48,1’e gerileyerek eşik değer olan 50’nin altında kalmayı üst üste 22. aya taşıdı. Talep koşullarındaki zayıf görünümün etkisiyle yeni siparişlerdeki yavaşlama devam etti. Siparişlerdeki bu zayıflık, firmaların üretim, istihdam ve satın alma faaliyetlerinde aşağı yönlü seyrin sürmesine neden oldu. Aralık ayında istihdam, üretim ve satın alma faaliyetlerinde gözlenen düşüş eğilimindeki yavaşlama ocak ayında tekrardan ivmelendi. İstihdamdaki daralma hızı, geçen yılın eylül ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Öte yandan, hem girdi maliyetleri hem de nihai ürün fiyatlarında kayda değer artışlar gözlendi. Girdi maliyetleri ve nihai ürün fiyat enflasyonu, Nisan 2024’ten bu yana en yüksek düzeye çıktı.
✧ Ocak ayına ilişkin sektörel PMI verileri, izlenen 10 imalat sektörünün beşinde üretim artışına işaret ederek Mayıs 2023’ten bu yana en yüksek sayıya ulaşıldığını gösterdi. En güçlü büyüme kimyasal, plastik ve kauçuk sektöründe kaydedilirken, en sert daralma metalik olmayan mineral ürünlerde gerçekleşti. Gıda sektöründe üretim artışı üst üste ikinci aya taşınırken, yaklaşık 2,5 yıldır yavaşlama eğiliminde olan tekstil sektörü ocak ayında yeniden büyüme kaydetti ve Nisan 2023’ten bu yana ilk kez istihdam sağladı. Giyim ve deri ürünlerinde ihracat siparişleri artış gösterse de toplam yeni siparişlerdeki düşüş sürdü; nihai ürün fiyatları genel olarak tüm sektörlerde artarken en sınırlı artış bu sektörde görüldü. Kimyasal, plastik ve kauçuk ürünlerde yaklaşık bir yıl aranın ardından üretim belirgin şekilde artarken yeni siparişler, ihracat siparişleri ve ürün fiyatlarında yükseliş kaydedildi ancak istihdam geriledi. Elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe ise iki aylık artışın ardından ocak ayında sınırlı bir daralma yaşanırken, üretim artışı üst üste üçüncü aya taşınmasına rağmen son üç ayın en düşük hızında gerçekleşti.

İhracat
✦ Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan verilere göre ocak ayında Türkiye’nin toplam ihracatı 20.328 milyon dolar olarak gerçekleşti. Böylece 2025 ocak ayındaki 21.160 milyon dolarlık ihracatın %3,9 altına gerçekleşmiş oldu.
✧ Sektörel kırılımlara bakıldığında sanayi ihracatı ocak ayında yıllık bazda %5,6 düşerek 14,1 milyar dolar seviyesine geriledi. Böylece sanayi ihracatı, ocak ayındaki ihracatın %80’ini oluşturmuş oldu. Sanayi mamulleri içerisindeki en belirgin artış %102,6’lık yıllık artışla gemi, yat ve hizmetlerinde yaşandı. Savunma ve havacılık sanayiinde ise %44,2’lik artış yaşandı ve ihracat rakamı 555 milyon dolar oldu. Elektrikli ve elektronik ürünlerin ihracatında da geçen seneye göre %9,7 artış yaşanarak 1.332 milyon oldu. Türkiye’nin en büyük ihracat rakamlarının yaşandığı otomotiv endüstrisinde geçen seneye göre %2,2 artış yaşandı ve toplam içindeki %17,4’lük pay ile 3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı ise %4,9 düşerek 1.340 milyon dolar oldu. Diğer taraftan en sert düşüş %59 ile mücevher ihracatında oldu.
✧ Ocak ayı ihracat verilerini değerlendiren TİM Başkanı Mustafa Gültepe, 2026 yılına 410 milyar dolarlık bir ihracat hedefiyle başlandığını ve bu hedefin Türkiye’nin potansiyeli dikkate alındığında mütevazı kaldığını ifade etti. Ancak yılın ilk ayında paritenin 1,1 milyar dolarlık olumlu katkısına rağmen ihracatın hedefin gerisinde kaldığını belirtti. 27 sektörün yalnızca 10’unun ihracat artışı kaydetmesinin, küresel talepteki zayıflığın ötesinde rekabetçilik sorunlarına işaret ettiğini vurgulayan Gültepe, en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nin Güney Amerika ve Hindistan ile imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarının orta ve uzun vadede Türkiye açısından risk oluşturduğuna dikkat çekti. Ticari çıkarların korunması adına yeni adımlar atılması gerektiğini belirten Gültepe, bu kapsamda Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.
✧ İSO Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, ocak ayında 52,1 seviyesine yükselerek talep koşullarında üst üste 25. ay iyileşmeye işaret etti. Avrupa’da gözlenen toparlanma sinyallerine ABD ve Orta Doğu ülkelerinin de eşlik etmesiyle aralık ayına kıyasla daha belirgin bir iyileşme kaydedildi. Türkiye’nin toplam ihracatında yaklaşık %15 paya sahip olan Birleşik Krallık ve Almanya’da üretim ve ekonomik aktivitedeki artış endeksi yukarı yönlü destekledi. Ekonomik faaliyette en güçlü artış, petrol dışı sektörlerdeki ivmelenmenin etkisiyle Birleşik Arap Emirlikleri’nde gözlenirken, en sert daralma Meksika’da kaydedildi.

İstihdam
✦ Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı aralık ayında %8,5’ten %7,7’ye geriledi. Aynı dönemde işsiz sayısı 286 bin kişi azalarak 2 milyon 736 bine düştü. İstihdam edilenlerin sayısı 42 bin kişi düşüşle 32 milyon 685 bine gerilerken, istihdam oranı bir önceki aya paralel şekilde %49,1 seviyesinde sabit kaldı. Genç nüfusta işsizlik oranı %14,1’e düşerken, atıl işgücü oranı da 0,5 puan azalarak %28,6 seviyesine geriledi.
Sanayi Üretim Endeksi
✦ TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, Sanayi Üretim Endeksi (SÜE) 2025 yılı Aralık ayında mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda %1,2 artış gösterdi. Böylece bir önceki ay kaydedilen belirgin toparlanmanın ardından üretimdeki iyileşme eğilimi daha sınırlı da olsa devam etti. Yıllık bazda ise sanayi üretimi %2,1 gerilerken, imalat sanayi sektöründeki daralma manşet veriyi aşağı çeken temel unsur oldu.
✧ Alt sektörler incelendiğinde, aralık ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi aylık bazda %1,9 artış gösterirken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü %2,4 oranında yükseldi. Buna karşılık imalat sanayi sektörü %2,7 daralarak zayıf bir performans sergiledi. Yıllık bazda ise sanayi üretimindeki artışın genele yayıldığı görülürken; madencilik ve taş ocakçılığı %1,3, imalat sanayii %1 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme sektörü %4,1 oranında artış kaydetti.
Yeni Finansman Paketi
✦ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, imalat sanayinin finansmana erişimini desteklemek amacıyla 100 milyar TL büyüklüğünde uygun koşullu yeni bir kredi paketinin devreye alındığını açıkladı. Tüm imalat sanayi işletmelerine açık olacak pakette 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkanı sunulurken finansman maliyetinin piyasa şartlarının altında belirleneceği ifade edildi. İstihdam yoğunluğuna bağlı olarak işletme başına 50 milyon TL’ye kadar kredi kullandırılabilecek programın kredi kefalet mekanizması ile destekleneceği ve KOBİ’lerin teminat sorunu yaşamadan finansmana erişebileceği belirtildi. Ayrıca istihdamını koruyan KOBİ’lere KOSGEB aracılığıyla 10 puanlık faiz indirimi sağlanacağı açıklandı. Sıkı finansal koşulların devam ettiği bir dönemde açıklanan paket, özellikle yüksek faiz ve kredi limitlerindeki daralma nedeniyle zorlanan imalat sanayi açısından likiditeyi destekleyici ve üretim sürekliliğini koruyucu bir adım olarak değerlendiriliyor.
AB-Mercosur ve AB-Hindistan Anlaşmaları ve Türkiye’nin Konumu
✦ Avrupa Birliği’nin Avrupa Birliği ile Mercosur ve Hindistan arasında müzakere edilen serbest ticaret anlaşmaları Türkiye açısından özellikle sanayi sektörü bağlamında yakından izleniyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yayımlanan değerlendirme notuna göre AB–Mercosur anlaşmasının tarım boyutunun Türkiye için doğrudan bir risk yaratması beklenmezken, asıl kritik başlık sanayi ürünlerinde AB–Hindistan hattında oluşabilecek yeni rekabet dinamikleri olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği kapsamında sanayi mallarında derin entegrasyona sahip olması, AB teknik mevzuatını büyük ölçüde iç hukukuna aktarmış olması ve CE işareti kapsamındaki ürünlerde akreditasyon süreçlerinin karşılıklı tanınması önemli bir avantaj sağlıyor. Raporda ayrıca Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) demir–çelik, alüminyum ve çimento gibi sektörlerde fiili bir tarife dışı engel niteliği taşıdığı ve Türkiye’nin AB’ye ihracatının yaklaşık %40’ının doğrudan veya dolaylı olarak bu kapsamla ilişkili olduğu vurgulanıyor. Bu çerçevede Hindistan için tarife indiriminin tek başına mutlak pazar erişimi anlamına gelmeyeceği, standartlar, akreditasyon altyapısı ve karbon muhasebesi kapasitesinin belirleyici olacağı belirtilirken Türkiye’nin mevcut uyum düzeyi ve coğrafi yakınlığı sayesinde kısa ve orta vadede rekabet riskinin sınırlı kalabileceği değerlendiriliyor. Buna karşın Gümrük Birliği’nin güncellenmemesi Türkiye’nin kurumsal konumunu zayıflatan temel yapısal unsur olarak öne çıkıyor.
✧ Demir–çelik ve alüminyum: SKDM kapsamındaki sektörler arasında yer almaları nedeniyle kısa vadede rekabet dengesi tarifelerden çok karbon maliyeti ve MRV altyapısı üzerinden şekillenecek. Türkiye’nin mevcut emisyon izleme ve raporlama kapasitesi avantaj sağlarken Hindistan için karbon muhasebesi uyum süreci belirleyici olacak.
✧ Otomotiv ve makine – ekipman: Türkiye’nin AB tedarik zincirlerine derin entegrasyonu ve teknik mevzuat uyumu önemli bir avantaj oluşturuyor. Hindistan kaynaklı rekabetin tarifeler üzerinden artması mümkün olmakla birlikte yeniden test ve sertifikasyon yükümlülükleri fiili rekabet baskısını sınırlayabilir.
✧ Hafif sanayi ürünleri ve tekstil benzeri emek yoğun alanlar: Raporda özellikle hafif sanayi ürünlerinde Hindistan’ın daha güçlü bir potansiyel rakip olduğuna işaret ediliyor. Bu segmentte fiyat rekabeti artabilir ancak lojistik süre avantajı ve AB standartlarına uyum Türkiye lehine dengeleyici unsur olmaya devam edebilir.

İmalat Şirketleri Çalışması: Marjlar Toparlarken Nakit Zayıfladı
✦ 2025 yılı finansal tabloları gelmeye devam ediyor. Henüz sanayinin bütün kollarından bilançoları almasak da şu ana kadar gelen imalat şirketlerinin finansallarından çıkarımlar yapmak istedik. Örneklemimizde enflasyon muhasebesi uygulayan 16 imalat şirketi var. Bu şirketlerin borçluluk, karlılık ve nakit akışındaki duruma bakmak istedik. İlk bulgumuz finansal giderlerdeki artış oranı. 2024’te gelire oranla %6,7 olan finansman gideri 2025’te %11’e yükselmiş. Medyanda finansman giderinin %77 arttığını görüyoruz.
✧ Faaliyet anlamında operasyonel metrik olarak FAVÖK önemli bir sentetik kalem. Yıldan yıla burada bir miktar iyileşme görmemiz olumlu. FAVÖK marjı 2023’te %15,3 seviyesinde gerçekleşirken, 2024’te %9,7 ve 2025’te %11 oldu. Operasyonel giderlerin daha verimli yönetildiğini söylemek mümkün. Brüt kar marjı geçtiğimiz yıl %19,8 olurken, bu sene %25,1’e toparlanma gördük. Girdi maliyetlerinde toparlanma dikkatimizi çekti. Gelir tablosunun üst kısmında bunlar olurken aşağı indikçe tablonun bozulduğunu söylemek lazım. 2023'te %7.3 olan net kar marjı 2025'te %3.9'a geriledi.
✧ Kaldıraç tarafında sanayi şirketlerinde bakmanın önemli olduğu Net Borç / FAVÖK’te yıldan yıla bozulma devam ediyor. Geçen sene 0,3x olan söz konusu rasyonun bu sene 1,8x’e yükseldiğini görüyoruz. Finansal borcun toplam aktif içindeki payı geçen sene %13,1 seviyesinde bulunurken, 2025’te %17’ye yükseldi. Burada olumlu olarak gördüğümüz bir şey var. Kısa vadeli borçların payı 2023’teki %76 seviyesinden 2025’te %67’ye gerilemiş. Şirketler vade yapısını uzatmayı başarmış gözüküyor.
✧ Şirketlerin işletme sermayesi ihtiyacı artışı dikkatimizi çeken bir diğer olgu. Stok tutma sürelerinin uzadığını görüyoruz. 2023’te 62 gün olan stok tutma süresi 2024’te 75 güne, 2025’te 101 güne ulaştı. Stokların ciroya oranında da artış var. 2023’te %12,5 olan bu oran 2025’te %19,7’ye ulaştı. Burada kur-maliyet etkisiyle daha fazla stok birikiminden çok talep düşüşünden bahsetmek daha mümkün. Alacak tahsil süresinde de 81 günden 86 güne bir artış var. Bu da nakit dönüşüm gününün (Cash Conversion Cycle) uzaması ve daha fazla işletme sermayesi ihtiyacı anlamına geliyor.
✧ Nakit akışlarına baktığımızda işletme faaliyetlerinden elde edilen nakit akışının üretilen FAVÖK’e oranında azalma dikkatimizi çekti. Geçtiğimiz sene %78 olan bu oran, bu sene %63’e düştü. Serbest nakit akış üretimindeki bozulmanın da altını çizmek gerekiyor. 2023'te gelirin %1.8'i kadar serbest nakit akışı üretebilen sektör, 2025'te -%5.1 ile nakit yakıyor.
Sektörden Açıklamalar
✦ Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, imalat sanayine yönelik açıklanan 100 milyar TL büyüklüğündeki uygun koşullu kredi programını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek 2025’in sanayiciler açısından üretimi sürdürmeye odaklanılan zorlu bir yıl olduğunu vurguladı. Ardıç, yüksek kredi faizleri ve sınırlı kredi limitlerinin özellikle KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektörün finansmana erişimini kısıtladığını ifade ederken 2026’da da aynı sorumluluk bilinciyle üretim ve istihdamı koruma çabalarının sürdüğünü dile getirdi. Açıklanan finansman paketinin doğru zamanda devreye alındığını belirten Ardıç, piyasa koşullarının altında maliyetle sağlanacak finansmanın üreticilere nefes aldıracağını ve üretim ile istihdamda sürekliliği destekleyeceğini ifade etti.